Prostat kanseri, seyri kişiden kişiye çok farklılık gösteren bir hastalıktır: Bazı tümörler yıllarca sessiz kalırken bazıları daha hızlı ilerler. Bu nedenle tedavi kararı, tümörün özelliklerine ve kişinin yaşam beklentilerine göre şekillenir. Acarkent ve çevresinden gelen hastalar, Prof. Dr. Meral Günaldı'nın Ulus, Beşiktaş'taki muayenehanesinde tıbbi onkoloji değerlendirmesi için görüşme planlayabilir. Aşağıdaki bölümler, sürecin farklı aşamalarını genel bir çerçevede anlatıyor.
Acarkent, İstanbul'un Anadolu Yakası'nda, Beykoz ilçesinde yer alır.
Gleason Skoru ve Derece Grubunu Anlamak
Patolog, biyopsiyle alınan prostat dokusunu mikroskopta incelerken kanser hücrelerinin normal bez yapısından ne kadar uzaklaştığına bakar. Bu değerlendirmenin sonucu Gleason skoru olarak raporlanır. Skor, tümörde en sık görülen yapı ile ikinci sıklıktaki yapıya verilen puanların toplamıdır. Normal dokuya benzeyen düzenli yapılar düşük puan alırken, düzenini yitirmiş hücre grupları daha yüksek puan alır.
Hastalar arasında daha kolay anlaşılsın diye bu skorlar, düşükten yükseğe sıralanan beş basamaklı ISUP derece grubu sistemiyle de ifade edilir. En alt basamaktaki tümörler genellikle yavaş seyirlidir; üst basamaklar daha saldırgan davranış eğilimini yansıtır. Raporda ayrıca kaç örnekte kanser bulunduğu, her örnekte tümörün kapladığı alan ve sinir çevresi yayılım gibi bilgiler yer alır. Bu bulgular PSA değeri ve MR sonuçlarıyla birleştirilerek hastalığın risk grubu belirlenir. Ameliyat sonrası prostatın tamamı incelendiğinde derece, biyopsideki sonuçtan farklı çıkabilir; bu durumda risk değerlendirmesi güncellenir. Raporunuzdaki terimleri hekiminize sormak, önerilen tedavinin mantığını anlamanızı kolaylaştırır.
Risk Grupları ve Yayılım Araştırması
Tedavi kararları büyük ölçüde hastalığın risk grubuna göre şekillenir. Risk grubu; PSA değeri, Gleason skoru ya da derece grubu ve muayene ile MR'da tümörün prostat kapsülünü aşıp aşmadığı birlikte değerlendirilerek belirlenir. Genel olarak düşük, orta ve yüksek risk grupları tanımlanır; orta risk grubu da kendi içinde olumlu ve olumsuz alt gruplara ayrılabilir. Düşük risk grubundaki hastalarda yayılım araştırmasına çoğu zaman gerek duyulmaz. Daha yüksek risk taşıyan hastalarda ise lenf bezleri ve kemiklerin durumu görüntülenir:
- Kemik sintigrafisi: iskelet sistemindeki olası tutulumu gösterir.
- Bilgisayarlı tomografi ya da MR: leğen bölgesindeki lenf bezlerini ve organları değerlendirir.
- PSMA PET-BT: prostat kanseri hücrelerinin yüzeyinde bulunan PSMA proteinini işaretleyen bir yöntemdir; küçük lenf bezi ve kemik tutulumlarını daha duyarlı biçimde gösterebilir.
Elde edilen bilgiler, lokal tedavinin mi yoksa sistemik tedavinin mi öncelik taşıdığını belirler. Görüntülemede saptanan küçük bir odak bile tedavi planını değiştirebileceği için sonuçlar ilgili uzmanlarla birlikte yorumlanır.
Hormon Tedavisinin Yan Etkileri ve Kemik Sağlığı
Testosteronun baskılanması kanser hücrelerini kontrol altına alırken vücudun başka sistemlerini de etkiler. Sıcak basmaları, cinsel istekte azalma ve sertleşme sorunları, yorgunluk, kas kütlesinde azalma, kilo artışı ve meme dokusunda hassasiyet sık karşılaşılan yan etkilerdir. Uzun süreli tedavide kan şekeri, kolesterol ve tansiyon değerleri bozulabilir; kalp ve damar sağlığının bu nedenle izlenmesi gerekir. Bazı hastalar ruh hâlinde değişiklik ve dikkat dağınıklığı da tarif eder.
Kemik kaybı, en az fark edilen ama uzun vadede sorun yaratabilecek yan etkidir. Testosteron eksikliği kemik yoğunluğunu azaltarak kırık riskini artırabilir. Bu nedenle tedavinin başında ve belirli aralıklarla kemik yoğunluğu ölçümü yapılır, kalsiyum ve D vitamini düzeyleri kontrol edilir. Direnç egzersizleri ve düzenli yürüyüş, hem kas hem kemik sağlığına katkı sağlar. Kemik kaybı belirginse kemik koruyucu ilaçlar başlanabilir. Sigarayı bırakmak ve alkolü sınırlamak da kemikleri ve damarları koruyan adımlardır. Yan etkilerin hekimle açıkça konuşulması, birçoğu için uygun çözümler bulunmasını sağlar.
PSMA Hedefli Tedavi ve Kemiğe Yönelik Destek
İleri evre prostat kanserinde ilaç seçenekleri yalnızca hormon tedavisi ve kemoterapiyle sınırlı değildir. PSMA hedefli radyoligand tedavisi, prostat kanseri hücrelerinin yüzeyindeki PSMA proteinine bağlanan bir moleküle lutesyum-177 adlı radyoaktif madde eklenerek hazırlanan bir ilaçtır. Damardan verilen ilaç tümör hücrelerine yerleşerek ışınımını doğrudan orada etkili kılar. Uygunluk, PSMA PET-BT ile tümörün bu proteini yeterince taşıdığının gösterilmesine bağlıdır ve tedavi nükleer tıp birimlerinde uygulanır. Kemiğe yayılmış hastalıkta ise iskeletin korunması tedavinin ayrı bir başlığıdır:
- Kemik koruyucu ilaçlar: zoledronik asit ya da denosumab, kırık ve omurga sorunları gibi kemik olaylarının riskini azaltmak amacıyla kullanılır. Başlamadan önce diş muayenesi önerilir; çünkü nadir de olsa çene kemiğinde sorun gelişebilir.
- Radyum içeren ilaç: belirli koşullarda, yalnızca kemik tutulumu olan hastalarda kullanılabilen radyoaktif bir tedavidir.
- Palyatif radyoterapi: ağrılı kemik odaklarına uygulanan kısa süreli ışın tedavisi ağrıyı azaltır.
Kemik koruyucu tedavi alan hastalarda kalsiyum ve D vitamini düzeyleri de düzenli aralıklarla kontrol edilir.
Acarkent Bölgesinden Randevu
Prostat Kanseri için değerlendirme yaptırmak isteyen Acarkent bölgesindeki hastalar, Ulus, Beşiktaş'taki muayenehanede Prof. Dr. Meral Günaldı'dan randevu alabilir. İletişim: 0553 747 02 12.