Akciğer kanseri tedavisi; göğüs hastalıkları, göğüs cerrahisi, radyasyon onkolojisi ve tıbbi onkolojinin birlikte çalışmasını gerektirir. Tıbbi onkoloji bu ekip içinde ilaç tedavilerinin seçimini, uygulanmasını ve yan etkilerinin yönetimini üstlenir. Prof. Dr. Meral Günaldı, Bayrampaşa ve çevresinden gelen hastaları Ulus, Beşiktaş'taki muayenehanesinde kabul etmektedir. Sayfanın devamında hastalığın türlerinden günlük yaşama kadar farklı konularda bilgi bulabilirsiniz.
Bayrampaşa, İstanbul'un Avrupa Yakası'nda yer alan bir ilçedir.
Sigara ve Diğer Risk Etkenleri
Tütün kullanımı akciğer kanseri için açık ara en güçlü risk etkenidir ve risk, içilen süre ile miktar arttıkça yükselir. Sigaranın yanı sıra puro, pipo ve nargile de akciğer dokusunu benzer zararlı maddelere maruz bırakır. Sigarayı bırakan kişilerde risk yıllar içinde giderek azalır; ancak hiç içmemiş birinin düzeyine inmesi uzun zaman alır.
Tütün dışındaki etkenler de göz ardı edilmemelidir. Toprak ve kayalardan çıkan, renksiz ve kokusuz bir radyoaktif gaz olan radon, kapalı ve iyi havalandırılmayan mekânlarda birikebilir. Asbest liflerine, silika tozuna ve bazı ağır metallere iş yerinde uzun süre maruz kalmak, hava kirliliği, daha önce göğse uygulanmış radyoterapi ve akciğerde iz bırakan bazı kronik hastalıklar da riskle ilişkilidir. Yakın akrabada akciğer kanseri bulunması kişisel riski bir miktar artırabilir. Bu etkenlerin birden fazlası bir arada olduğunda, örneğin asbestle çalışmış bir kişinin sigara da içmesi durumunda, risk belirgin biçimde katlanır. Bu yüzden mesleki geçmişinizi hekiminizle paylaşmanız değerlendirmeye katkı sağlar.
Hiç Sigara İçmemiş Kişilerde Akciğer Kanseri
Akciğer kanseri yalnızca sigara içenlerin hastalığı değildir. Hiç tütün kullanmamış kişilerde de görülebilir ve bu grupta kadınlara daha sık rastlanır. Bu hastalarda en sık karşılaşılan tip, akciğerin salgı bezi hücrelerinden gelişen adenokarsinomdur. Pasif içicilik, radon, hava kirliliği ve mesleki maruziyetler olası nedenler arasında sayılsa da çoğu hastada belirgin bir tetikleyici bulunamaz.
Sigara içmeyenlerde gelişen akciğer kanserinin biyolojisi çoğu zaman farklıdır. Tümör dokusunda EGFR, ALK gibi sürücü gen değişikliklerine daha sık rastlanır. Bu değişiklikler tablet şeklinde alınan hedefe yönelik ilaçlarla tedavi imkânı sunduğu için moleküler testlerin eksiksiz yapılması bu hasta grubunda özellikle belirleyicidir. Öte yandan sigara içmeyen kişilerde inatçı öksürük ya da nefes darlığı, kanser olasılığı akla gelmediği için uzun süre astım veya bronşit gibi değerlendirilebilir. Geçmeyen solunum şikâyetlerinde, sigara öyküsü olmasa bile, akciğer görüntülemesinin istenmesi tanıda gecikmeyi önleyebilir. Bu nedenle sigara içmiyor olmak, uzun süren şikâyetlerin araştırılmasını ertelemek için bir gerekçe sayılmamalıdır.
Hangi Şikâyetler Değerlendirilmeli?
Erken dönemde çoğunlukla sessiz seyreden akciğer kanserinde belirtiler genellikle tümör büyüdüğünde, bir hava yolunu daralttığında ya da yayıldığında ortaya çıkar. Şikâyetler soğuk algınlığı veya sigaraya bağlı öksürük gibi sıradan nedenlere kolayca yorulabildiği için dikkat edilmesi gereken nokta, alışılmış örüntüdeki değişikliktir.
- Uzun süredir var olan öksürüğün karakterinin değişmesi ya da yeni başlayan öksürüğün geçmemesi
- Balgamla birlikte kan gelmesi
- Merdiven çıkarken ya da yürürken öncekine göre daha çabuk nefes nefese kalmak
- Aynı bölgede tekrarlayan ya da tedaviye yanıt vermeyen akciğer enfeksiyonları
- Açıklanamayan iştahsızlık ve kilo kaybı
Yayılmış hastalıkta kemiklerde ağrı, baş ağrısı ya da denge sorunları, boyunda şişlik ve yüzde ödem gibi belirtiler görülebilir. Bu şikâyetlerin hiçbiri tek başına kanser anlamına gelmez; ancak birkaç haftayı aşan ya da giderek artan yakınmalarda bir hekime başvurmak ve gerekirse akciğer görüntülemesi yaptırmak doğru yaklaşımdır. Sigara içen ya da geçmişte içmiş kişilerde bu eşik daha da düşük tutulmalıdır.
İmmünoterapi: Bağışıklık Sistemini Harekete Geçirmek
Kanser hücreleri, bağışıklık sisteminin frenleme mekanizmalarını kullanarak saldırıdan kaçabilir. İmmünoterapide kullanılan bağışıklık kontrol noktası inhibitörleri bu frenleri kaldırır ve vücudun kendi savunma hücrelerinin tümörü tanımasına yardımcı olur. Akciğer kanserinde bu ilaçlar yaygın evrede tek başına ya da kemoterapiyle birlikte, lokal ileri evrede kemoradyoterapi sonrasında ve erken evrede ameliyat çevresinde kullanılabilir. Tümörde sürücü gen değişikliği olan hastalarda ise ilk tercih genellikle immünoterapi değil, hedefe yönelik ilaçlardır.
İmmünoterapinin yan etkileri, bağışıklık sisteminin sağlıklı organlara yönelmesinden kaynaklanır. Tiroit bezinde işlev bozukluğu, ciltte kaşıntı ve döküntü, ishal ile birlikte bağırsak iltihabı, karaciğer iltihabı ve akciğer iltihabı görülebilir. Bu etkiler tedavinin herhangi bir döneminde, hatta tedavi bittikten sonra bile başlayabilir. Erken fark edildiğinde çoğu zaman kortizon gibi ilaçlarla kontrol altına alınır; bu nedenle yeni ortaya çıkan her şikâyeti, küçük görünse de, onkoloji ekibine iletmek gerekir. İlaçlar genellikle belirli haftalık aralıklarla, damar yoluyla ve kısa süreli infüzyonlar şeklinde uygulanır.
Bayrampaşa Bölgesinden Randevu
Akciğer Kanseri için değerlendirme yaptırmak isteyen Bayrampaşa bölgesindeki hastalar, Ulus, Beşiktaş'taki muayenehanede Prof. Dr. Meral Günaldı'dan randevu alabilir. İletişim: 0553 747 02 12.