Beyoğlu bölgesinden başvuran pek çok erkek, PSA değerinin yüksek çıkması ya da biyopsi sonucunun ardından prostat kanseriyle ilgili ilk bilgilerini aramaya başlar. Gleason skoru, aktif izlem, hormon tedavisi gibi kavramlar ilk bakışta karmaşık görünebilir. Prof. Dr. Meral Günaldı, İç Hastalıkları ve tıbbi onkoloji alanında hizmet veren bir hekimdir; muayenehanesi Ulus, Beşiktaş'tadır. Bu sayfa, söz konusu kavramları sade bir dille açıklamayı amaçlıyor.
Beyoğlu, İstanbul'un Avrupa Yakası'nda yer alan bir ilçedir.
Prostat MR'ı ve Biyopsi Süreci
PSA yüksekliği ya da muayenede şüpheli bulgu saptandığında, günümüzde çoğu merkezde biyopsiden önce multiparametrik prostat MR'ı çekilmektedir. Bu çekim, bezin içindeki şüpheli alanları farklı görüntüleme teknikleriyle değerlendirir ve her alana kanser olasılığını yansıtan bir puan verir. MR'da belirgin bir şüpheli alan görülmezse, bazı hastalarda biyopsi yapmadan izlem seçeneği hekimle tartışılabilir.
Biyopsi ürologlar tarafından yapılır. İğne, makattan ya da makat ile torbalar arasındaki cilt bölgesinden ilerletilerek prostattan çok sayıda ince doku örneği alınır. MR'da işaretlenen alanlardan hedefe yönelik örnek almak, önemli tümörlerin saptanma olasılığını artırır. Cilt yoluyla yapılan biyopside enfeksiyon riski daha düşüktür. İşlem sonrası idrarda, dışkıda ve menide bir süre kan görülmesi beklenen durumlardır. Yüksek ateş, titreme ya da idrar yapamama gelişirse gecikmeden hekime başvurmak gerekir. Örneklerin incelenmesiyle hem kanser tanısı hem de tümörün derecesi belirlenir. Kan sulandırıcı ilaç kullananların, bu ilaçların işlem öncesinde nasıl düzenleneceğini hekimleriyle önceden konuşması gerekir.
Risk Grupları ve Yayılım Araştırması
Tedavi kararları büyük ölçüde hastalığın risk grubuna göre şekillenir. Risk grubu; PSA değeri, Gleason skoru ya da derece grubu ve muayene ile MR'da tümörün prostat kapsülünü aşıp aşmadığı birlikte değerlendirilerek belirlenir. Genel olarak düşük, orta ve yüksek risk grupları tanımlanır; orta risk grubu da kendi içinde olumlu ve olumsuz alt gruplara ayrılabilir. Düşük risk grubundaki hastalarda yayılım araştırmasına çoğu zaman gerek duyulmaz. Daha yüksek risk taşıyan hastalarda ise lenf bezleri ve kemiklerin durumu görüntülenir:
- Kemik sintigrafisi: iskelet sistemindeki olası tutulumu gösterir.
- Bilgisayarlı tomografi ya da MR: leğen bölgesindeki lenf bezlerini ve organları değerlendirir.
- PSMA PET-BT: prostat kanseri hücrelerinin yüzeyinde bulunan PSMA proteinini işaretleyen bir yöntemdir; küçük lenf bezi ve kemik tutulumlarını daha duyarlı biçimde gösterebilir.
Elde edilen bilgiler, lokal tedavinin mi yoksa sistemik tedavinin mi öncelik taşıdığını belirler. Görüntülemede saptanan küçük bir odak bile tedavi planını değiştirebileceği için sonuçlar ilgili uzmanlarla birlikte yorumlanır.
Aktif İzlem ile Gözlem Arasındaki Fark
Her prostat kanseri tanısı hemen ameliyat ya da ışın tedavisi gerektirmez. Düşük riskli ve bazı seçilmiş olumlu orta riskli hastalarda aktif izlem önerilebilir. Bu yaklaşımda tümör tedavi edilmeden yakından takip edilir: Belirli aralıklarla PSA ölçülür, MR çekilir ve gerektiğinde biyopsi tekrarlanır. Takip sırasında tümörün daha saldırgan bir hâle geçtiğine dair işaretler görülürse, iyileştirme amaçlı tedaviye geçilir. Böylece yavaş seyirli tümörü olan erkekler, ameliyat ve ışın tedavisinin idrar ve cinsel işlev üzerindeki olası etkilerinden gereksiz yere etkilenmemiş olur.
Gözlem ya da bekle-gör yaklaşımı ise farklı bir amaca hizmet eder. Genellikle ileri yaşta olan ya da ciddi başka hastalıkları bulunan, prostat kanserinin yaşamını etkileme olasılığı düşük görülen erkeklerde tercih edilir. Burada düzenli biyopsi yapılmaz; tedaviye yalnızca belirti ortaya çıktığında, çoğunlukla hormon tedavisiyle başlanır. Hangi yaklaşımın uygun olduğu, kişinin genel sağlığı ve tercihleriyle birlikte değerlendirilir.
Hormon Tedavisi Nasıl Çalışır?
Erkeklik hormonları, yani androjenler, prostattaki kanser hücrelerinin büyük çoğunluğu için başlıca büyüme uyarısıdır. Bu özellik, hormon tedavisinin, tıbbi adıyla androjen baskılama tedavisinin temelini oluşturur. Amaç, vücuttaki testosteron düzeyini çok düşük seviyelere indirerek kanser hücrelerinin büyüme uyarısını ortadan kaldırmaktır. Bu etki farklı yollarla sağlanabilir:
- LHRH agonistleri: deri altına ya da kas içine belirli aralıklarla yapılan iğnelerdir. İlk haftalarda testosteronda geçici bir yükselme yapabildikleri için başlangıçta kısa süreli antiandrojen hap eklenir.
- LHRH antagonistleri: testosteronu ilk yükselme olmadan hızla düşürür; iğne ya da ağızdan alınan formları vardır.
- Cerrahi yöntem: testislerin hormon üreten dokusunun çıkarılması; günümüzde daha seyrek tercih edilir.
Hormon tedavisi, radyoterapiyle birlikte belirli bir süre verilebileceği gibi, yayılmış hastalıkta uzun süreli tedavinin temelini de oluşturur. Tedavinin etkinliği PSA ve testosteron düzeyleriyle izlenir. İğnelerin zamanında yapılması, testosteronun baskılanmış düzeyde kalması için gereklidir; bu nedenle uygulama tarihlerinin bir yere not edilmesi ve tatil ya da seyahat dönemlerinde önceden planlanması önerilir.
Beyoğlu Bölgesinden Randevu
Prostat Kanseri için değerlendirme yaptırmak isteyen Beyoğlu bölgesindeki hastalar, Ulus, Beşiktaş'taki muayenehanede Prof. Dr. Meral Günaldı'dan randevu alabilir. İletişim: 0553 747 02 12.