Meme kanseri tedavisi cerrahi, radyoterapi ve ilaç tedavilerinin birlikte düşünüldüğü, ekip çalışması gerektiren bir süreçtir. Tıbbi onkoloji bu sürecin kemoterapi, hormon tedavisi, hedefe yönelik ve bağışıklık temelli tedavilerden oluşan ayağını üstlenir. Prof. Dr. Meral Günaldı, Eyüpsultan ve çevresinden gelen hastaları Ulus, Beşiktaş'taki muayenehanesinde kabul etmektedir. Sayfadaki başlıklar, tedavinin farklı dönemlerinde akla gelen sorulara yanıt vermeyi amaçlar.
Eyüpsultan, İstanbul'un Avrupa Yakası'nda yer alan bir ilçedir.
Evreleme Neyi Anlatır?
Evre, hastalığın vücutta ne kadar yer kapladığını özetleyen ortak bir dildir. Meme kanserinde evrelemede üç temel bilgi kullanılır: tümörün boyutu ve deri ya da göğüs duvarı gibi çevre dokulara uzanıp uzanmadığı, koltuk altı ve çevresindeki lenf bezlerinde tutulum olup olmadığı ve uzak organlara yayılım bulunup bulunmadığı. Bu üç bileşen TNM sistemi olarak bilinir. Günümüzde evre belirlenirken hormon reseptörleri, HER2 durumu ve tümör derecesi gibi biyolojik özellikler de hesaba katılır.
Evre sıfır olarak adlandırılan durumda kanser hücreleri süt kanalının içinde sınırlıdır ve çevreye yayılmamıştır. Erken evrelerde hastalık meme ve yakın lenf bezleriyle sınırlıyken, lokal ileri evrede tümör büyük ya da lenf bezi tutulumu yaygındır. Uzak organlara yayılmış hastalık metastatik meme kanseri olarak tanımlanır. Ameliyat öncesi yapılan klinik evreleme ile ameliyat sonrası patolojiye dayanan evre farklı çıkabilir; tedavi planı en güncel bilgiye göre gözden geçirilir.
Ameliyat Sonrası Kemoterapi Kararı
Tümör ameliyatla bütünüyle çıkarılmış olsa bile, kan ya da lenf yoluyla vücuda dağılmış ve tetkiklerle görülemeyen hücreler bulunabilir. Ameliyat sonrası verilen ve adjuvan adı verilen tedavinin amacı bu hücreleri yok ederek hastalığın geri dönme riskini azaltmaktır. Kemoterapinin bu aşamada gerekip gerekmediğine; tümör boyutu, lenf bezi tutulumu, tümör derecesi, alt tip, hastanın yaşı ve genel sağlığı birlikte değerlendirilerek karar verilir.
Hormon reseptörü pozitif ve HER2 negatif bazı erken evre tümörlerde, tümör dokusunda yapılan genomik testler kemoterapiden beklenen katkıyı tahmin etmeye yardımcı olabilir. Böylece bir kısım hasta gereksiz kemoterapiden korunabilir. Kemoterapi genellikle kür adı verilen, belirli aralıklarla tekrarlanan dönemler hâlinde ve damar yoluyla uygulanır; hangi ilaçların, kaç kür ve hangi sıklıkla verileceği kişiye göre planlanır. Bu süreçte kan değerleri her kür öncesinde kontrol edilir ve gerekirse doz ya da zamanlama değiştirilir. Başlamadan önce kalp fonksiyonları ve eşlik eden hastalıklar da gözden geçirilir.
Hedefe Yönelik Tedaviler ve İmmünoterapi
Hedefe yönelik tedaviler, kanser hücresine özgü bir yapıyı ya da sinyal yolunu tanıyarak etki eder. Meme kanserinde bu alanın bilinen örnekleri, HER2 pozitif tümörlerde bu reseptörü bloke eden antikor ilaçlardır. Bu ilaçlar kemoterapiyle birlikte ya da tek başına, damar yoluyla veya deri altından uygulanabilir. Kalp fonksiyonu üzerinde etki gösterebildikleri için tedavi süresince kalp ultrasonu (ekokardiyografi) ile izlem yapılır. Antikora kemoterapi ilacının bağlandığı yeni nesil ilaçlar da seçilmiş hastalarda kullanılmaktadır.
Hormon reseptörü pozitif hastalıkta, hücre döngüsünü düzenleyen enzimleri baskılayan ilaçlar hormon tedavisiyle birlikte verilebilir. BRCA gen değişikliği taşıyan bazı hastalarda PARP inhibitörleri adı verilen ilaçlar seçenekler arasına girer. İmmünoterapi ise bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini tanımasını kolaylaştırır; meme kanserinde başlıca üçlü negatif alt tipte, belirli koşullarda kemoterapiyle birlikte kullanılır. Bu tedavilerin hangisinin uygun olduğu patoloji ve gerekiyorsa genetik test sonuçlarına göre belirlenir; tedavi boyunca etki ve yan etkiler düzenli kontrollerle izlenir.
Cerrahi, Radyoterapi ve İlaç Tedavisinin Birlikte Planlanması
Tek bir uzmanlık alanı, meme kanseri tedavisinde bütün kararları tek başına vermez. Genel cerrahi ya da meme cerrahisi, radyasyon onkolojisi, tıbbi onkoloji, radyoloji, patoloji ve gerektiğinde plastik cerrahi bir araya gelerek tedavinin sırasını belirler. Bu toplantılar tümör konseyi olarak adlandırılır ve her hastanın görüntüleri ile patoloji sonuçları burada ortak değerlendirilir.
Meme koruyucu cerrahi yapılan hastaların çoğunda kalan meme dokusuna radyoterapi uygulanır; memenin tamamının alındığı bazı durumlarda da göğüs duvarı ve lenf bezi bölgeleri ışınlanabilir. Kemoterapi verilecekse radyoterapi genellikle onun ardından planlanır, hormon tedavisi ise radyoterapiyle aynı dönemde sürdürülebilir. Hedefe yönelik bazı ilaçlar radyoterapi sırasında kesintisiz devam edebilir. Bu sıralamanın doğru kurulması, hem tedavinin etkinliği hem de yan etkilerin üst üste binmemesi için gerekir. Sizin için çizilen yol haritasını, hangi tedavinin neden ve ne zaman verildiğini sorarak öğrenmeniz sürece katılımınızı kolaylaştırır. Planda bir değişiklik gerektiğinde bunun gerekçesi de sizinle paylaşılır.
Eyüpsultan Bölgesinden Randevu
Randevu ve bilgi için 0553 747 02 12 numaralı telefonu arayabilir ya da iletişim formunu doldurabilirsiniz. Meme Kanseri konusunda muayene Ulus, Beşiktaş'taki muayenehanede yapılır; Eyüpsultan bölgesinden gelen hastalar önceki tetkiklerini yanlarında getirebilir.