Kağıthane bölgesinden başvuran pek çok erkek, PSA değerinin yüksek çıkması ya da biyopsi sonucunun ardından prostat kanseriyle ilgili ilk bilgilerini aramaya başlar. Gleason skoru, aktif izlem, hormon tedavisi gibi kavramlar ilk bakışta karmaşık görünebilir. Prof. Dr. Meral Günaldı, İç Hastalıkları ve tıbbi onkoloji alanında hizmet veren bir hekimdir; muayenehanesi Ulus, Beşiktaş'tadır. Bu sayfa, söz konusu kavramları sade bir dille açıklamayı amaçlıyor.
Kağıthane, İstanbul'un Avrupa Yakası'nda yer alan bir ilçedir.
Prostat Bezi ve Kanserin Farklı Seyirleri
Prostat, erkeklerde mesanenin hemen altında yer alan, idrar kanalını halka gibi saran ceviz büyüklüğünde bir bezdir. Ürettiği sıvı meninin bir bölümünü oluşturur ve büyümesi erkeklik hormonu testosteronun etkisi altındadır. Prostat kanserlerinin hemen hepsi bezin salgı hücrelerinden gelişen adenokarsinomlardır ve çoğunlukla bezin dış kısımlarında başlar.
Bu hastalığı diğer pek çok kanserden ayıran özellik, davranışındaki geniş yelpazedir. Bazı tümörler o kadar yavaş büyür ki kişinin yaşamı boyunca hiçbir soruna yol açmayabilir. Bazıları ise daha saldırgan bir seyir izleyerek lenf bezlerine ve kemiklere yayılabilir. Tedavi kararlarının temelinde, tümörün bu yelpazenin neresinde durduğunu doğru tahmin etmek yatar. Yaşla birlikte sık görülen iyi huylu prostat büyümesi ise kanserden farklı bir durumdur; bezin iç kısmında gelişir, idrar yakınmalarına yol açar ve kansere dönüşmez. Ancak iki durum aynı kişide bir arada bulunabileceği için yakınmaların doğru değerlendirilmesi gerekir. Bu ayrımı yapmak, gereksiz kaygının da önüne geçer.
Risk Profili: Kimler Daha Dikkatli Olmalı?
Prostat kanseri riskini belirleyen en güçlü etken yaştır; hastalık genç erkeklerde nadirdir, ilerleyen yaşla birlikte belirgin şekilde artar. Bunun yanında bazı gruplar daha yüksek risk taşır:
- Aile öyküsü: babası ya da erkek kardeşi prostat kanseri olan erkekler; özellikle aileden birinde genç yaşta tanı konmuşsa
- Kalıtsal gen değişiklikleri: BRCA genlerinde değişiklik taşıyanlar ve Lynch sendromu olan aileler. Ailede meme, yumurtalık ya da pankreas kanseri görülmesi de bu yönde ipucu olabilir.
- Etnik köken: Afrika kökenli erkeklerde hastalık daha sık görülür ve daha erken yaşta ortaya çıkabilir.
Fazla kilonun, hastalığın daha saldırgan formlarıyla ilişkili olabileceğine dair veriler bulunur. Risk taşımak, kanserin kesin olarak gelişeceği anlamına gelmez; ancak bu gruptaki erkeklerin PSA testi ve kontrollerin zamanlaması konusunu kendi hekimleriyle daha erken konuşmaları önerilir. Sigaradan uzak durmak ve hareketli bir yaşam sürmek, genel sağlığa katkısı nedeniyle her durumda desteklenen alışkanlıklardır.
Risk Grupları ve Yayılım Araştırması
Tedavi kararları büyük ölçüde hastalığın risk grubuna göre şekillenir. Risk grubu; PSA değeri, Gleason skoru ya da derece grubu ve muayene ile MR'da tümörün prostat kapsülünü aşıp aşmadığı birlikte değerlendirilerek belirlenir. Genel olarak düşük, orta ve yüksek risk grupları tanımlanır; orta risk grubu da kendi içinde olumlu ve olumsuz alt gruplara ayrılabilir. Düşük risk grubundaki hastalarda yayılım araştırmasına çoğu zaman gerek duyulmaz. Daha yüksek risk taşıyan hastalarda ise lenf bezleri ve kemiklerin durumu görüntülenir:
- Kemik sintigrafisi: iskelet sistemindeki olası tutulumu gösterir.
- Bilgisayarlı tomografi ya da MR: leğen bölgesindeki lenf bezlerini ve organları değerlendirir.
- PSMA PET-BT: prostat kanseri hücrelerinin yüzeyinde bulunan PSMA proteinini işaretleyen bir yöntemdir; küçük lenf bezi ve kemik tutulumlarını daha duyarlı biçimde gösterebilir.
Elde edilen bilgiler, lokal tedavinin mi yoksa sistemik tedavinin mi öncelik taşıdığını belirler. Görüntülemede saptanan küçük bir odak bile tedavi planını değiştirebileceği için sonuçlar ilgili uzmanlarla birlikte yorumlanır.
Hormon Tedavisine Direnç Geliştiğinde: Kemoterapi Seçenekleri
Testosteron düzeyi yeterince baskılanmış olmasına rağmen PSA'nın yükselmeye devam etmesi ya da görüntülemede hastalığın ilerlemesi, kastrasyona dirençli prostat kanseri olarak adlandırılır. Bu ifade, hormon tedavisinin bütünüyle bırakılacağı anlamına gelmez; testosteronu baskılayan tedavi genellikle sürdürülür ve üzerine yeni ilaçlar eklenir.
Kemoterapi, prostat kanserinde özellikle bu aşamada ve bazı hastalarda hormona duyarlı yayılmış hastalıkta etkili seçeneklerden biridir. Taksan grubundan dosetaksel ve sonraki basamaklarda kabazitaksel en sık kullanılan ilaçlardır. Genellikle birkaç haftada bir damar yoluyla ayaktan uygulanırlar ve düşük doz kortizonla birlikte verilirler. Saç dökülmesi, yorgunluk, el ve ayaklarda uyuşma, tırnak değişiklikleri, kan değerlerinde düşme ve enfeksiyon riski başlıca yan etkilerdir. Tedavinin yararı; PSA seyri, ağrı ve diğer belirtilerdeki değişim ile görüntüleme bulgularına göre değerlendirilir. Tedavi sırası, daha önce kullanılan hormonal ilaçlar ve hastanın genel durumu dikkate alınarak kişiye göre planlanır. Kemoterapi günlerinde ateş yükselirse tedavi ekibine haber vermek gerekir.
Kağıthane Bölgesinden Randevu
Prostat Kanseri için değerlendirme yaptırmak isteyen Kağıthane bölgesindeki hastalar, Ulus, Beşiktaş'taki muayenehanede Prof. Dr. Meral Günaldı'dan randevu alabilir. İletişim: 0553 747 02 12.