Mesane kanseri, idrarı biriktiren kese biçimindeki organın iç yüzeyini döşeyen hücrelerden gelişen bir hastalıktır. Bu sayfada tanıdan tedavi sonrası izleme kadar uzanan süreci adım adım ele alıyoruz. Prof. Dr. Meral Günaldı, İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı olarak hastalarını Ulus, Beşiktaş'taki muayenehanesinde kabul ediyor. Küçükçekmece ve çevresinden gelen hastalar da tıbbi onkoloji değerlendirmesi için bu muayenehaneye başvurabilir.
Küçükçekmece, İstanbul'un Avrupa Yakası'nda yer alan bir ilçedir.
TUR İşlemi ve Patoloji Raporunda Yer Alan Kavramlar
Mesanede şüpheli bir oluşum görüldüğünde, idrar kanalından girilerek tümörün kazınarak çıkarıldığı transüretral rezeksiyon, kısaca TUR uygulanır. Bu işlem hem tanı koydurur hem de görünen tümörü temizleyerek tedavinin ilk adımını oluşturur. Çıkarılan dokunun içinde mesane kas tabakasının da bulunması, patoloğun derinlik değerlendirmesi yapabilmesi için gereklidir.
Patoloji raporunda hastaların sık karşılaştığı kavramlar şunlardır:
- Ürotelyal karsinom: Mesane kanserlerinin büyük çoğunluğunu oluşturan, idrar yollarını döşeyen hücrelerden gelişen tip
- Düşük ya da yüksek derece: Hücrelerin normalden ne kadar farklılaştığını anlatır; yüksek derece daha saldırgan davranışa işaret eder
- Kas invazyonu: Tümörün mesane duvarındaki kas tabakasına ulaşıp ulaşmadığı
- Karsinoma in situ: Yüzeyde kalan ama yüksek dereceli kabul edilen yassı lezyon
- Varyant histoloji: Tümörün içinde farklı hücre görünümlerinin bulunması
Bazı durumlarda ilk işlemden birkaç hafta sonra ikinci bir TUR planlanarak geride tümör kalmadığı doğrulanır. Rapordaki terimler anlaşılmadığında, hekiminizden bunların sizin durumunuz için ne anlama geldiğini açıklamasını istemekten çekinmeyin.
Kas Tabakasına İlerleme ve Evrenin Belirlenmesi
Tedavi planlamasında en temel ayrım, tümörün kas tabakasına ulaşıp ulaşmadığıdır. Yüzeyel kalan hastalık çoğunlukla mesane içinden yapılan işlemler ve mesane içine verilen ilaçlarla yönetilirken, kasa ilerlemiş hastalık daha kapsamlı bir tedavi planı gerektirir.
Evreleme için uluslararası TNM sistemi kullanılır. Bu sistemde tümörün duvar içindeki derinliği, çevre lenf bezlerine yayılım olup olmadığı ve uzak organ tutulumu ayrı ayrı değerlendirilir. Kas invazyonu saptanan hastalarda karın ve pelvis tomografisi ya da manyetik rezonans ile göğüs tomografisi çekilir; şikâyete göre kemik taraması eklenebilir. Bazı hastalarda PET-BT de tercih edilebilir.
Evre, yalnızca hastalığın ne kadar yayıldığını anlatmaz; aynı zamanda hangi tedavinin hangi sırayla uygulanacağını belirleyen ana çerçeveyi oluşturur. Bu nedenle üroloji, tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi, patoloji ve radyoloji hekimlerinin birlikte katıldığı tümör konseylerinde görüntüler ve patoloji bulguları ortak biçimde ele alınır. Evreleme sonuçları açıklanırken hastanın soru sorması ve bulguların kendisi için ne ifade ettiğini öğrenmesi de sürecin doğal bir parçasıdır.
Ameliyat Öncesinde ya da Sonrasında Kemoterapi
Tümör kas tabakasına ilerlemişse, mesanenin çıkarılacağı ameliyattan önce kemoterapi verilmesine neoadjuvan tedavi denir. Bu yaklaşımın amacı, görüntülemede seçilemeyen ama vücutta dolaşıyor olabilecek mikroskobik hastalığı erken dönemde kontrol altına almak ve ameliyat sonrası hastalığın geri gelme olasılığını azaltmaktır. Bu strateji, uygun hastalarda ders kitaplarında standart yaklaşım olarak yer alır.
Bu tedavide genellikle sisplatin adlı ilacı içeren kombinasyonlar tercih edilir. Ancak sisplatin; böbrek fonksiyonları, işitme durumu, kalp yetersizliği ve genel performans açısından belirli koşulları gerektirir. Bu koşulları karşılamayan hastalarda farklı bir yol izlenebilir.
Ameliyattan önce kemoterapi almamış ve patoloji raporunda yüksek risk taşıyan bulgular saptanmış hastalarda, ameliyat sonrasında adjuvan kemoterapi ya da immünoterapi gündeme gelebilir. Hangi seçeneğin kimin için uygun olduğu; böbrek değerleri, eşlik eden hastalıklar ve hastanın tercihi birlikte gözetilerek tıbbi onkolog tarafından kişiye göre belirlenir. Kemoterapi sırasında ara görüntülemeler yapılarak tedaviye yanıt ve ameliyat zamanlaması gözden geçirilir.
Antikor-İlaç Konjugatları ve Hedefe Yönelik Seçenekler
Son yıllarda mesane kanseri tedavisine katılan önemli bir ilaç grubu, antikor-ilaç konjugatlarıdır. Bu ilaçlarda tümör hücresinin yüzeyindeki belirli bir proteini tanıyan antikor, güçlü bir hücre öldürücü ajanla birleştirilmiştir. Antikor bir taşıyıcı gibi davranarak ilacı ağırlıklı olarak kanser hücresinin içine ulaştırır. Enfortumab vedotin bu gruptaki örneklerden biridir.
Hedefe yönelik tedavi tarafında ise tümör dokusunda yapılan moleküler testler yol gösterir. Bazı ürotelyal karsinomlarda FGFR adlı büyüme faktörü reseptörünün geninde değişiklikler saptanır. Bu değişikliği taşıyan ve önceki tedavilerden sonra hastalığı ilerleyen kişilerde, ağızdan kullanılan FGFR inhibitörleri bir seçenek olabilir. Moleküler testin yapılabilmesi için önceki biyopsi ya da ameliyat dokusunun patoloji arşivinden istenmesi gerekebilir.
Bu ilaçların kendine özgü yan etkileri vardır: antikor-ilaç konjugatlarında cilt döküntüsü, sinir uçlarında uyuşma ve kan şekerinde yükselme; FGFR inhibitörlerinde ise kandaki fosfor düzeyinde artış ve göz yüzeyiyle ilgili sorunlar izlenir. Tedavi sırasında düzenli kan tahlilleri ve gerektiğinde göz muayenesi planlanır.
Küçükçekmece Bölgesinden Randevu
Randevu ve bilgi için 0553 747 02 12 numaralı telefonu arayabilir ya da iletişim formunu doldurabilirsiniz. Mesane Kanseri konusunda muayene Ulus, Beşiktaş'taki muayenehanede yapılır; Küçükçekmece bölgesinden gelen hastalar önceki tetkiklerini yanlarında getirebilir.