Mide kanseri, belirtileri çoğu zaman sıradan hazımsızlıkla karışan ve tanı sürecinde birçok uzmanın birlikte çalışmasını gerektiren bir hastalıktır. Bu sayfada tanı yöntemlerinden ameliyat sonrası beslenmeye kadar farklı konuları bulacaksınız. Prof. Dr. Meral Günaldı, tıbbi onkoloji alanında sindirim sistemi tümörlerinde ilaç tedavisinin planlanması ve izlemiyle ilgilenmektedir; Pendik bölgesinden ve İstanbul'un farklı semtlerinden gelen hastalar Ulus, Beşiktaş'taki muayenehanede değerlendirilir.
Pendik, İstanbul'un Anadolu Yakası'nda yer alan bir ilçedir.
Patoloji Raporunda Neler Yazar?
Biyopsi ya da ameliyat sonrası hazırlanan patoloji raporu, tedavi planının dayandığı belgedir. Raporda öncelikle tümörün türü belirtilir; mide kanserlerinin çoğu adenokarsinomdur. Lauren sınıflamasına göre tümör intestinal tip ya da diffüz tip olarak tanımlanabilir. İntestinal tip daha düzenli bez yapıları oluşturur ve sıklıkla kronik gastrit zemininde gelişir. Diffüz tip ise hücrelerin tek tek ya da küçük gruplar hâlinde mide duvarına dağıldığı, daha genç yaşta da görülebilen bir biçimdir; taşlı yüzük hücreli kanser bu grubun bir örneğidir.
Ameliyat materyalinin raporunda bunlara ek olarak tümörün mide duvarında ne kadar derine indiği, cerrahi sınırlarda tümör kalıp kalmadığı, çıkarılan lenf bezlerinden kaçında tutulum olduğu, damar ve sinir çevresi yayılım bulunup bulunmadığı yazılır. Ameliyat öncesinde kemoterapi verilmişse tümörün bu tedaviye ne ölçüde yanıt verdiği de raporlanır. Raporda anlamadığınız noktalar için hekiminizden açıklama istemek, tedavi kararlarına katılımınızı kolaylaştırır.
Tümörün Biyolojik Özelliklerini Ortaya Koyan Testler
Tedavi seçimi artık yalnızca evreye göre yapılmıyor; tümör dokusunda yapılan bazı ek testler, hangi ilaçlardan yarar görülebileceğine yön veriyor. Bu testler çoğunlukla biyopsi ya da ameliyatla alınmış dokunun üzerinde, patoloji laboratuvarında çalışılır.
- HER2: hücre yüzeyindeki bir büyüme reseptörüdür. Fazla miktarda bulunduğunda bu reseptörü hedefleyen ilaçlar kemoterapiye eklenebilir.
- PD-L1 proteini: bağışıklık sisteminin tümörü tanımasını baskılayan bir proteindir; düzeyi immünoterapi kararında dikkate alınır.
- MSI ve MMR durumu: DNA onarım sistemindeki bozuklukları gösterir. Bu bozukluğu taşıyan tümörler immünoterapiye daha duyarlı olabilir; bulgu ayrıca kalıtsal bir sendromun ipucu olabilir.
- Claudin ailesinden bir yüzey proteini: bu proteini hedefleyen ilaçlara uygunluğu değerlendirmek amacıyla incelenebilir.
Testlerin hangilerinin ne zaman isteneceği, hastalığın evresine ve tedavinin hangi aşamada olduğuna göre hekim tarafından belirlenir. Sonuçlar, ilk tedavi planının yanı sıra ileride gündeme gelebilecek seçenekler için de saklanır. Doku örneği yetersiz kalırsa testlerin tamamlanması amacıyla yeni bir biyopsi istenebilir.
Tedavi Yan Etkileriyle Baş Etmek
Kemoterapi ilaçlarının yan etkileri ilaçtan ilaca ve kişiden kişiye değişir; aynı ilacı alan iki hasta bile çok farklı deneyimler yaşayabilir. Bazı hastalar tedaviyi görece hafif yakınmalarla geçirirken bazılarında doz ayarı gerekebilir. Sık karşılaşılan durumlar ve genel yaklaşımlar şunlardır:
- Bulantı: tedavi öncesi ve sonrasında verilen bulantı önleyici ilaçlarla çoğunlukla kontrol altına alınır.
- Soğuğa duyarlılık ve uyuşma: oksaliplatin gibi ilaçlar el ve ayaklarda karıncalanmaya, soğuk içecek ya da soğuk havayla tetiklenen boğazda sıkışma hissine yol açabilir.
- Ağız yaraları ve ishal: ağız bakımı, yeterli sıvı alımı ve gerektiğinde ilaçla yönetilir.
- Kan değerlerinde düşüş: enfeksiyona yatkınlık yaratabileceğinden ateş yükselmesi ciddiye alınmalıdır.
- Yorgunluk: hafif tempolu yürüyüş ve dinlenme dengesiyle hafifletilebilir.
Tedavi sırasında yüksek ateş, durdurulamayan ishal, kusma nedeniyle sıvı alamama ya da nefes darlığı gelişirse tedavi ekibine haber vermek gerekir. Yan etkilerin açıkça paylaşılması, doz ve zamanlamanın kişiye göre ayarlanmasını sağlar.
Pendik Bölgesinden Gelen Hastalar İçin Tedavi Sonrası İzlem
Ameliyat ve planlanan ilaç tedavisi tamamlandıktan sonra izlem dönemi başlar. Bu dönemde hekim muayenesi, kan tahlilleri ve gerektiğinde tomografi ile hastalığın geri dönüp dönmediği takip edilir. Kontrollerin sıklığı ve hangi tetkiklerin isteneceği, hastalığın başlangıçtaki evresine ve uygulanan tedaviye göre kişiye özel belirlenir; ilk yıllarda daha sık, sonrasında daha seyrek görüşmeler planlanır.
İzlem yalnızca tümör kontrolünden ibaret değildir. Mide ameliyatı geçirmiş kişilerde kilo, vitamin ve mineral düzeyleri, kemik sağlığı ve kansızlık açısından değerlendirme sürdürülür. Midenin bir kısmı korunmuşsa, kalan mide dokusunun durumunu görmek için endoskopi istenebilir. Kemoterapiye bağlı el ve ayak uyuşukluğu gibi uzun süren yan etkiler, uyku düzeni, ruh hâli ve işe dönüş planı da bu görüşmelerde ele alınır. Sigarayı bırakmak ve düzenli hareket etmek, genel sağlığı destekleyen adımlar olarak önerilir. Yeni başlayan ve geçmeyen ağrı, kusma, iştahsızlık ya da kilo kaybı gibi yakınmalar, bir sonraki kontrol tarihi beklenmeden tedavi ekibiyle paylaşılmalıdır.
Pendik Bölgesinden Randevu
Randevu ve bilgi için 0553 747 02 12 numaralı telefonu arayabilir ya da iletişim formunu doldurabilirsiniz. Mide Kanseri konusunda muayene Ulus, Beşiktaş'taki muayenehanede yapılır; Pendik bölgesinden gelen hastalar önceki tetkiklerini yanlarında getirebilir.