Akciğer kanserinde son yıllardaki en belirgin değişim, tedavinin tümörün moleküler özelliklerine göre kişiselleştirilmesidir. Prof. Dr. Meral Günaldı, İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı olarak kemoterapi, hedefe yönelik tedavi ve immünoterapinin planlanması ve izlenmesiyle ilgilenir. Suadiye bölgesinden ulaşan hastalar Ulus, Beşiktaş'taki muayenehaneden randevu alabilir. Aşağıdaki başlıklar, tanıdan takibe uzanan süreçte en çok sorulan konuları ele alıyor.
Suadiye, İstanbul'un Anadolu Yakası'nda, Kadıköy ilçesinde yer alır.
Küçük Hücreli ve Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri
Patoloji incelemesi, akciğer kanserini mikroskop altındaki görünümüne göre iki ana gruba ayırır ve bu ayrım tedavinin bütün kurgusunu değiştirir. Küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastaların büyük çoğunluğunu oluşturur. Bu grubun içinde adenokarsinom, skuamöz (yassı hücreli) karsinom ve büyük hücreli karsinom gibi alt tipler bulunur. Adenokarsinom genellikle akciğerin dış bölgelerinde, skuamöz karsinom ise daha çok büyük hava yollarına yakın yerleşir ve sigarayla güçlü ilişki gösterir.
Küçük hücreli akciğer kanseri neredeyse her zaman sigara içenlerde görülür. Hızlı büyüme ve erken yayılma eğilimi taşır, bu nedenle tanı anında çoğu hastada hastalık göğüs dışına ulaşmıştır. Tedavisinde cerrahinin yeri sınırlıdır; kemoterapi temel taşıdır ve bazı hastalarda radyoterapi ile immünoterapi eklenir. Küçük hücreli tipte hastalık, sınırlı ve yaygın olmak üzere daha sade bir sistemle de sınıflandırılabilir. Hangi tipte bir tümörünüz olduğunu bilmek, size anlatılan tedavi seçeneklerini anlamanın ilk adımıdır.
Tümörde Gen Testleri ve Sıvı Biyopsi
Küçük hücreli dışı akciğer kanserinde, özellikle adenokarsinomda, tümörün büyümesini yönlendiren sürücü gen değişikliklerinin araştırılması tedavi planının ayrılmaz bir parçasıdır. Doku örneğinde EGFR, ALK, BRAF, KRAS, MET ve RET gibi genlerdeki değişiklikler ile diğer bazı gen birleşmeleri incelenir. Bu analizler giderek artan biçimde, çok sayıda geni aynı anda tarayan yeni nesil dizileme yöntemleriyle yapılmaktadır.
Aynı örnekte, bağışıklık sistemini frenleyen bir proteinin tümör hücrelerindeki düzeyi de boyamayla ölçülür; bu sonuç immünoterapinin nasıl kullanılacağına dair yol gösterir. Doku miktarı yetersiz kaldığında ya da yeni biyopsi riskli olduğunda, kandaki serbest tümör DNA'sının incelendiği sıvı biyopsi bir seçenek olabilir. Sıvı biyopsinin olumsuz sonucu her zaman değişiklik olmadığı anlamına gelmez; bu durumda doku testi yeniden düşünülebilir. Sonuçların gelmesi zaman alabileceği için, hastanın durumu izin veriyorsa ilaç seçimi genellikle bu sonuçlar beklenerek yapılır. Test raporlarınızın bir kopyasını saklamak, ileride tedavi değişikliği gündeme geldiğinde işinize yarar.
Evreleme ve Tedavi Kararına Etkisi
Tanı konduktan sonraki ikinci kritik soru, hastalığın ne kadar yayıldığıdır. Bu amaçla vücuttaki metabolik olarak aktif odakları gösteren PET-BT ve beyni değerlendirmek için kontrastlı beyin MR sık kullanılır. Göğüs ortasındaki lenf bezlerinde şüphe varsa, görüntülemeyle yetinilmeyip bu bezlerden örnek alınması evreyi netleştirir.
Elde edilen bilgiler, tedavinin amacını belirleyen geniş gruplar hâlinde düşünülebilir:
- Erken evre: tümör akciğerle sınırlıdır; tedavinin merkezinde ameliyat ya da ameliyata uygun olmayanlarda hedefe odaklı yüksek doz radyoterapi bulunur.
- Lokal ileri evre: göğüs içindeki lenf bezleri ya da çevre yapılar tutulmuştur; ilaç ve radyoterapinin birlikte kullanıldığı yaklaşımlar ön plandadır.
- Yaygın evre: hastalık uzak organlara ulaşmıştır; tedavi sistemik ilaçlarla yürütülür, belirli odaklara ek olarak ışın tedavisi uygulanabilir.
Evre tek başına yeterli değildir; hastanın genel durumu, eşlik eden hastalıkları ve akciğer fonksiyonlarıyla birlikte yorumlanır. Ameliyat sonrası patoloji sonucuna göre evre yeniden gözden geçirilebilir.
Lokal İleri Evrede Kemoradyoterapi
Hastalık göğüs içindeki lenf bezlerine yayılmış ancak uzak organlara ulaşmamışsa ve ameliyat uygun değilse, tedavinin omurgasını kemoterapi ile radyoterapinin eş zamanlı verilmesi oluşturur. Kemoradyoterapi adı verilen bu yaklaşımda kemoterapi, ışının tümör üzerindeki etkisini güçlendirir. Tedavi birkaç hafta sürer ve radyoterapi hafta içi her gün kısa seanslar hâlinde uygulanır.
Kemoradyoterapiyi tamamlayan ve hastalığı ilerlemeyen uygun hastalarda, ardından bir süre immünoterapi verilmesi standart yaklaşımlar arasındadır; EGFR değişikliği olan seçilmiş hastalarda ise bu aşamada hedefe yönelik ilaç tercih edilebilir. Bu dönemde yemek borusunun tahrişine bağlı yutkunma güçlüğü ve radyasyona bağlı akciğer iltihabı (radyasyon pnömoniti) gelişebilir. Yeni başlayan öksürük, ateş ya da artan nefes darlığı ekibe bildirilmelidir. Hastanın genel durumu eş zamanlı tedaviyi kaldıramayacak düzeydeyse, kemoterapi ve radyoterapi ardışık olarak da planlanabilir. Bu süreçte yumuşak kıvamlı besinler ve bol sıvı, yutkunma güçlüğünü hafifletmeye yardımcı olur. Işınlanan bölgedeki ciltte kızarıklık ve kuruluk da görülebilir.
Suadiye Bölgesinden Randevu
Akciğer Kanseri için değerlendirme yaptırmak isteyen Suadiye bölgesindeki hastalar, Ulus, Beşiktaş'taki muayenehanede Prof. Dr. Meral Günaldı'dan randevu alabilir. İletişim: 0553 747 02 12.