Sultanbeyli bölgesinden başvuran hastaların bir kısmı ameliyat sonrası ek tedavi gerekip gerekmediğini, bir kısmı ise yayılmış hastalıkta hangi ilaçların kullanıldığını merak eder. Böbrek kanserinde cerrahi kararlar ürolojiyle, ilaç tedavileri ise tıbbi onkolojiyle birlikte planlanır. Prof. Dr. Meral Günaldı, Ulus, Beşiktaş'taki muayenehanesinde hedefe yönelik tedavi ve immünoterapi konularında değerlendirme yapıyor. Aşağıdaki bölümler bu süreci adım adım açıklıyor.
Sultanbeyli, İstanbul'un Anadolu Yakası'nda yer alan bir ilçedir.
Evreleme: Böbrek Damarı, Lenf Bezleri ve Uzak Organlar
Evreleme, tümörün nereye kadar uzandığını sistemli biçimde tanımlar ve tedavi planının temelini oluşturur. Böbrek kanserinde bu değerlendirmede birkaç soruya yanıt aranır:
- Tümör böbreğin sınırları içinde mi, yoksa böbreği saran yağ dokusuna ya da böbrek üstü bezine mi uzanıyor?
- Tümör böbrek toplardamarına ya da kalbe giden ana toplardamara doğru bir uzantı oluşturmuş mu? Bu uzantıya tümör trombüsü denir ve cerrahi planlamayı belirgin biçimde etkiler.
- Çevredeki lenf bezlerinde büyüme var mı?
- Akciğer, kemik, karaciğer, beyin ya da böbrek üstü bezi gibi uzak organlarda yayılım saptanıyor mu?
Bu sorular karın ve göğüs tomografisiyle yanıtlanır; kemik ağrısı ya da nörolojik yakınması olan hastalarda kemik taraması veya beyin MR eklenebilir. Yayılmış hastalıkta ayrıca kan sayımı, kalsiyum düzeyi ve hastanın günlük aktivite kapasitesi gibi ölçütler kullanılarak risk grupları belirlenir. Bu gruplar, hangi ilaç kombinasyonunun tercih edileceğini düşünürken hekime yol gösterir.
Küçük Kitlelerde Aktif İzlem ve Ablasyon Seçenekleri
Boyutu küçük olan böbrek kitlelerinin bir kısmı yıllar içinde çok yavaş büyür, bir kısmı ise iyi huylu çıkar. Özellikle ileri yaştaki ya da ameliyat riski yüksek olan kişilerde, her küçük kitlenin hemen çıkarılması gerekmeyebilir. Bu durumda iki yaklaşım öne çıkar.
Aktif izlem: Kitle belirli aralıklarla ultrason, tomografi ya da MR ile takip edilir. Büyüme hızında artış ya da görünümde değişiklik saptanırsa aktif tedaviye geçilir. Bu yol, hasta için tedavinin getireceği yük ile hastalığın yaratabileceği risk arasında bir denge kurmayı amaçlar.
Ablasyon: Ciltten iğne yardımıyla tümöre ulaşılarak dokunun ısı ya da soğukla yok edilmesidir. Radyofrekans, mikrodalga ve kriyoablasyon bu grupta yer alan yöntemlerdir. Genellikle girişimsel radyoloji hekimlerince, görüntüleme eşliğinde uygulanır ve çoğu zaman öncesinde biyopsi alınır.
Hangi yolun uygun olduğu, kitlenin boyutu ve yerleşimi, böbrek fonksiyonları, eşlik eden hastalıklar ve hastanın tercihleri birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Kısmi ve Radikal Nefrektomi Arasındaki Fark
Böbrekle sınırlı tümörlerde cerrahi, hastalığı kontrol altına almanın temel yöntemidir. Ameliyat türü seçilirken iki hedef birlikte gözetilir: tümörün eksiksiz çıkarılması ve mümkün olduğunca fazla sağlıklı böbrek dokusunun korunması.
- Kısmi nefrektomi: Yalnızca tümör ve çevresindeki ince bir sağlıklı doku halkası çıkarılır, böbreğin geri kalanı yerinde bırakılır. Teknik olarak uygun olan küçük tümörlerde, tek böbreği olan ya da her iki böbreğinde tümör bulunan hastalarda öncelikli olarak düşünülür.
- Radikal nefrektomi: Böbrek, çevresindeki yağ dokusu ile birlikte çıkarılır. Büyük ya da böbreğin merkezine yerleşmiş tümörlerde ve damar içine uzanım varlığında tercih edilir.
Her iki ameliyat da açık yöntemle, laparoskopik olarak ya da robot yardımıyla yapılabilir. Yöntemi; tümörün özellikleri, hastanın vücut yapısı ve cerrahi ekibin değerlendirmesi belirler. Ameliyattan sonra patoloji raporu, ek tedavi gerekip gerekmediğini tartışmak için tıbbi onkoloji ile paylaşılır. Hastanede kalış süresi ve iyileşme hızı, uygulanan yönteme ve kişinin genel durumuna göre değişir.
Ameliyat Sonrasında Ek Tedavi Kimler İçin Konuşulur?
Tümörün cerrahiyle çıkarılması, hastalığın geri gelmeyeceği anlamına gelmez. Patoloji raporunda bazı özellikler, mikroskobik düzeyde vücutta kalmış olabilecek hücreler nedeniyle ilerleyen dönemde hastalığın yeniden ortaya çıkma olasılığının daha yüksek olduğunu düşündürür. Bu özellikler arasında tümörün büyüklüğü, derecesinin yüksek olması, böbrek dışına ya da damarlara uzanması, lenf bezi tutulumu ve sarkomatoid bileşen bulunması sayılabilir.
Berrak hücreli tipte ve yüksek risk özellikleri taşıyan seçilmiş hastalarda, ameliyattan sonra belirli bir süre boyunca immünoterapi verilmesi güncel kılavuzlarda yer alan bir seçenektir. Yayılmış hastalık nedeniyle tek bir odak çıkarılmış ve görünür hastalığı kalmamış bazı hastalar da bu değerlendirmeye dahil edilebilir.
Ek tedavinin olası faydası, bağışıklık sistemiyle ilişkili yan etkiler ve hastanın kişisel tercihi birlikte tartılır. Riski düşük kabul edilen hastalarda ise ek ilaç verilmeden düzenli izlem uygun yaklaşım olarak kabul edilir. Berrak hücreli olmayan alt tiplerde ameliyat sonrası ek tedaviye dair kanıtlar daha sınırlıdır.
Sultanbeyli Bölgesinden Randevu
Böbrek Kanseri için değerlendirme yaptırmak isteyen Sultanbeyli bölgesindeki hastalar, Ulus, Beşiktaş'taki muayenehanede Prof. Dr. Meral Günaldı'dan randevu alabilir. İletişim: 0553 747 02 12.