Smear sonucunuzda bir anormallik çıktıysa ya da rahim ağzından alınan biyopsi kanser tanısıyla sonuçlandıysa, sonraki adımları bilmek kaygıyı bir ölçüde hafifletebilir. Sultangazi bölgesinden hastalar ve yakınları için hazırlanan bu içerik, HPV ile başlayan süreçten tedavi sonrası yaşama kadar farklı başlıkları ele alır. Prof. Dr. Meral Günaldı, iç hastalıkları ve tıbbi onkoloji uzmanı olarak Ulus, Beşiktaş'ta hasta kabul etmektedir. Kişisel kararlar her zaman hekiminizle birlikte verilir.
Sultangazi, İstanbul'un Avrupa Yakası'nda yer alan bir ilçedir.
Biyopsi, Patoloji ve Kanser Alt Tipleri
Kesin tanı, rahim ağzından alınan dokunun patolojik incelemesiyle konur. Gözle görülen bir kitle varsa doğrudan buradan biyopsi alınabilir; görünür bir lezyon yoksa kolposkopi eşliğinde biyopsi ya da konizasyonla daha geniş bir doku parçası incelenir. Konizasyon, özellikle tümörün ne kadar derine ilerlediğini anlamak açısından değerlidir.
Rahim ağzı kanserleri patolojide başlıca iki gruba ayrılır:
- Skuamöz hücreli karsinom: Rahim ağzının dış yüzeyini örten yassı hücrelerden gelişir ve en sık görülen tiptir.
- Adenokarsinom: Rahim ağzı kanalındaki salgı bezi hücrelerinden köken alır; kanal içinde yerleştiği için smearde fark edilmesi bazen daha zordur.
Bunların dışında adenoskuamöz karsinom ve nöroendokrin tümörler gibi daha nadir tipler de vardır; özellikle küçük hücreli nöroendokrin tümörler farklı bir tedavi yaklaşımı gerektirir. Patoloji raporunda tümörün derinliği, genişliği ve lenf ya da damar kanallarına girip girmediği gibi bilgiler de yer alır ve tedavi planına doğrudan yansır.
Evreleme: MR ve PET-BT Neyi Gösterir?
Tedavi planlamasının ilk basamağı olan evre, hastalığın yalnızca rahim ağzında mı kaldığını, çevre dokulara, vajinaya, leğen kemiği duvarına, mesane veya bağırsağa uzanıp uzanmadığını ve uzak organlara yayılıp yayılmadığını tanımlar. Uluslararası FIGO sistemi güncel hâliyle muayene bulgularına ek olarak görüntüleme ve patoloji sonuçlarını da evrelemeye dahil eder.
Evreleme sürecinde kullanılan başlıca yöntemler şunlardır:
- Pelvik muayene: Tümörün boyutu ve çevreye uzanımı hakkında ilk bilgiyi verir.
- Pelvik MR: Tümörün büyüklüğünü, rahim ağzı çevresindeki dokulara (parametrium) uzanımını ve vajinaya yayılımını ayrıntılı gösterir.
- PET-BT: Leğen kemiği ve aort çevresindeki lenf bezlerini ve uzak yayılımı değerlendirmede yararlıdır.
- Sistoskopi ve rektoskopi: Mesane ya da bağırsak tutulumundan şüphelenildiğinde yapılabilir.
Lenf bezlerinin durumu, özellikle ışın tedavisi alanının belirlenmesinde belirleyicidir. Doğru evreleme, ameliyat ile kemoradyoterapi arasındaki tercihin temelini oluşturur. Evreleme tetkikleri tamamlanmadan tedavi türüne karar verilmemesi, gereksiz ya da yetersiz tedaviden kaçınmayı sağlar.
Lokal İleri Hastalıkta Kemoradyoterapi
Tümör büyükse ya da rahim ağzının dışına, çevre dokulara veya lenf bezlerine uzanmışsa, standart yaklaşım ameliyat yerine kemoradyoterapidir. Bu tedavide dışarıdan uygulanan ışın tedavisi ile aynı dönemde düşük dozda kemoterapi verilir. Kemoterapi burada esas olarak ışının tümör hücreleri üzerindeki etkisini artırma görevi üstlenir; en sık kullanılan ilaç sisplatindir ve genellikle haftalık olarak uygulanır.
Dış ışın tedavisinin ardından ya da sonlarına doğru brakiterapi yapılır. Bu yöntemde ışın kaynağı özel bir aplikatörle doğrudan rahim ağzına ve tümörün yakınına yerleştirilir; böylece tümöre yüksek doz verilirken mesane ve bağırsak daha iyi korunur. Brakiterapi, rahim ağzı kanserinde ışın tedavisinin vazgeçilmez bir parçası kabul edilir. Tıbbi onkoloğun bu süreçteki rolü, kemoterapinin güvenli şekilde verilmesi, böbrek fonksiyonları ve kan değerlerinin izlenmesi ile seçilmiş yüksek riskli hastalarda immünoterapinin tedaviye eklenip eklenmeyeceğinin değerlendirilmesidir. Tüm tedavinin aksamadan ve planlanan sürede tamamlanması, sonucu etkileyen önemli bir unsurdur.
Tümör Konseyi, İkinci Görüş ve Psikolojik Destek
Ameliyat mı yoksa kemoradyoterapi mi seçileceği, tedavinin tümüyle farklı yönlere gitmesine neden olan bir karardır. Bu nedenle olguların jinekolojik onkoloji cerrahı, radyasyon onkoloğu, tıbbi onkolog, radyolog ve patoloğun bir araya geldiği multidisipliner tümör konseyinde tartışılması yaygın kabul gören bir yaklaşımdır. Ameliyat ile ışın tedavisinin aynı hastada gereksiz yere art arda uygulanmasından kaçınmak, yan etki yükünü azaltmak açısından da önem taşır.
Tedaviye başlamadan önce ikinci bir hekim görüşü almak, hastanın kendi hakkıdır ve tedaviyi geciktirmeyecek biçimde planlandığında karar sürecine katkı sağlayabilir. Bunun için patoloji raporları, görüntüleme kayıtları ve muayene bulguları yeterlidir.
Tanı çoğu zaman aile kurma, çocuk sahibi olma ve cinsellikle ilgili planların yoğun olduğu bir dönemde geldiği için duygusal yük de ağırdır. Kaygı, üzüntü, beden algısında değişiklik ve eşle iletişim güçlükleri olağan tepkilerdir. Psikolog ya da psikiyatri desteği, cinsel sağlık danışmanlığı ve hasta destek grupları bu süreçte yararlı olabilir.
Sultangazi Bölgesinden Randevu
Sultangazi ve çevresinden gelen hastalar, Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri tanısı, tedavi planlaması ya da ikinci görüş için Prof. Dr. Meral Günaldı ile randevu oluşturabilir. Muayenehane Ulus, Beşiktaş'tadır; randevu ve bilgi için 0553 747 02 12 numaralı hattı arayabilirsiniz.