Prostat kanseri, seyri kişiden kişiye çok farklılık gösteren bir hastalıktır: Bazı tümörler yıllarca sessiz kalırken bazıları daha hızlı ilerler. Bu nedenle tedavi kararı, tümörün özelliklerine ve kişinin yaşam beklentilerine göre şekillenir. Tuzla ve çevresinden gelen hastalar, Prof. Dr. Meral Günaldı'nın Ulus, Beşiktaş'taki muayenehanesinde tıbbi onkoloji değerlendirmesi için görüşme planlayabilir. Aşağıdaki bölümler, sürecin farklı aşamalarını genel bir çerçevede anlatıyor.
Tuzla, İstanbul'un Anadolu Yakası'nda yer alan bir ilçedir.
Prostat Bezi ve Kanserin Farklı Seyirleri
Prostat, erkeklerde mesanenin hemen altında yer alan, idrar kanalını halka gibi saran ceviz büyüklüğünde bir bezdir. Ürettiği sıvı meninin bir bölümünü oluşturur ve büyümesi erkeklik hormonu testosteronun etkisi altındadır. Prostat kanserlerinin hemen hepsi bezin salgı hücrelerinden gelişen adenokarsinomlardır ve çoğunlukla bezin dış kısımlarında başlar.
Bu hastalığı diğer pek çok kanserden ayıran özellik, davranışındaki geniş yelpazedir. Bazı tümörler o kadar yavaş büyür ki kişinin yaşamı boyunca hiçbir soruna yol açmayabilir. Bazıları ise daha saldırgan bir seyir izleyerek lenf bezlerine ve kemiklere yayılabilir. Tedavi kararlarının temelinde, tümörün bu yelpazenin neresinde durduğunu doğru tahmin etmek yatar. Yaşla birlikte sık görülen iyi huylu prostat büyümesi ise kanserden farklı bir durumdur; bezin iç kısmında gelişir, idrar yakınmalarına yol açar ve kansere dönüşmez. Ancak iki durum aynı kişide bir arada bulunabileceği için yakınmaların doğru değerlendirilmesi gerekir. Bu ayrımı yapmak, gereksiz kaygının da önüne geçer.
Hormon Tedavisi Nasıl Çalışır?
Erkeklik hormonları, yani androjenler, prostattaki kanser hücrelerinin büyük çoğunluğu için başlıca büyüme uyarısıdır. Bu özellik, hormon tedavisinin, tıbbi adıyla androjen baskılama tedavisinin temelini oluşturur. Amaç, vücuttaki testosteron düzeyini çok düşük seviyelere indirerek kanser hücrelerinin büyüme uyarısını ortadan kaldırmaktır. Bu etki farklı yollarla sağlanabilir:
- LHRH agonistleri: deri altına ya da kas içine belirli aralıklarla yapılan iğnelerdir. İlk haftalarda testosteronda geçici bir yükselme yapabildikleri için başlangıçta kısa süreli antiandrojen hap eklenir.
- LHRH antagonistleri: testosteronu ilk yükselme olmadan hızla düşürür; iğne ya da ağızdan alınan formları vardır.
- Cerrahi yöntem: testislerin hormon üreten dokusunun çıkarılması; günümüzde daha seyrek tercih edilir.
Hormon tedavisi, radyoterapiyle birlikte belirli bir süre verilebileceği gibi, yayılmış hastalıkta uzun süreli tedavinin temelini de oluşturur. Tedavinin etkinliği PSA ve testosteron düzeyleriyle izlenir. İğnelerin zamanında yapılması, testosteronun baskılanmış düzeyde kalması için gereklidir; bu nedenle uygulama tarihlerinin bir yere not edilmesi ve tatil ya da seyahat dönemlerinde önceden planlanması önerilir.
PSMA Hedefli Tedavi ve Kemiğe Yönelik Destek
İleri evre prostat kanserinde ilaç seçenekleri yalnızca hormon tedavisi ve kemoterapiyle sınırlı değildir. PSMA hedefli radyoligand tedavisi, prostat kanseri hücrelerinin yüzeyindeki PSMA proteinine bağlanan bir moleküle lutesyum-177 adlı radyoaktif madde eklenerek hazırlanan bir ilaçtır. Damardan verilen ilaç tümör hücrelerine yerleşerek ışınımını doğrudan orada etkili kılar. Uygunluk, PSMA PET-BT ile tümörün bu proteini yeterince taşıdığının gösterilmesine bağlıdır ve tedavi nükleer tıp birimlerinde uygulanır. Kemiğe yayılmış hastalıkta ise iskeletin korunması tedavinin ayrı bir başlığıdır:
- Kemik koruyucu ilaçlar: zoledronik asit ya da denosumab, kırık ve omurga sorunları gibi kemik olaylarının riskini azaltmak amacıyla kullanılır. Başlamadan önce diş muayenesi önerilir; çünkü nadir de olsa çene kemiğinde sorun gelişebilir.
- Radyum içeren ilaç: belirli koşullarda, yalnızca kemik tutulumu olan hastalarda kullanılabilen radyoaktif bir tedavidir.
- Palyatif radyoterapi: ağrılı kemik odaklarına uygulanan kısa süreli ışın tedavisi ağrıyı azaltır.
Kemik koruyucu tedavi alan hastalarda kalsiyum ve D vitamini düzeyleri de düzenli aralıklarla kontrol edilir.
Tuzla Bölgesinden Gelen Hastalarda Genetik Test ve PARP İnhibitörleri
Yayılmış prostat kanseri olan erkeklerin bir bölümünde, DNA onarımında görev alan genlerde değişiklik saptanır. Bu değişiklikler doğuştan taşınabildiği gibi yalnızca tümör dokusunda da ortaya çıkabilir. Bu nedenle yayılmış hastalığı olan ve bazı yüksek riskli lokal hastalığı bulunan hastalarda hem kan ya da tükürükten kalıtsal genetik test, hem de tümör dokusunda moleküler test önerilir.
- BRCA genleri: en sık incelenen ve tedavi açısından en çok bilgi veren genlerdir.
- ATM, CHEK ve PALB gibi diğer onarım genleri
- Lynch sendromuna yol açan genler: MSI-yüksek tümörlerde immünoterapi seçeneğini gündeme getirebilir.
Bu genlerde değişiklik taşıyan hastalarda PARP inhibitörleri, yani DNA onarımı zaten bozuk olan tümör hücrelerinin kendini onarmasını engelleyen ağızdan ilaçlar, tek başına ya da yeni kuşak hormonal ilaçlarla birlikte kullanılabilir. Kalıtsal bir değişiklik saptanırsa genetik danışmanlık, erkek kardeşler, çocuklar ve kız kardeşler için meme, yumurtalık ve pankreas kanseri riskleri açısından da yol gösterir.
Tuzla Bölgesinden Randevu
Tuzla ve çevresinden gelen hastalar, Prostat Kanseri tanısı, tedavi planlaması ya da ikinci görüş için Prof. Dr. Meral Günaldı ile randevu oluşturabilir. Muayenehane Ulus, Beşiktaş'tadır; randevu ve bilgi için 0553 747 02 12 numaralı hattı arayabilirsiniz.